Yazı Detayı
27 Şubat 2016 - Cumartesi 20:37 Bu yazı 1321 kez okundu
 
BENİM KADINIM... AŞKINIZI ERTELEMEYIN !...
Hasan Uğur Epirden
epirden@hotmail.com
 
 

Bugün 8 mart...

Dünya Emekçi Kadınlar günü...

Acılı Tarihin Kadınlarının...

Bazen ışıklı bakışlar yakalarım kadınların gözlerinde. Bazense acıyı, hüznü, umutsuzluğu...

Güneş göremeden kavrulmuş bir toprak, karanlıklara asılı kalmış bir ay ışığı gibidir onlar...

Baskı ve esaret altında...

Evrenin erkeksi kompleksinin insan olabilenlerini yüreğinden vuran acılı tarihinin sayfalarında sıkışıp kalmışlardır...

Ankara’da TEKEL işçilerinin direnişinde öncülük yapan emekçi kadınları gördüğümde, 1917’de “ekmek ve barış” için grev yapan Rus kadınları gelir aklıma, ...

1857’de New York’ta şanlı direnişin simgesi tekstil işçisi kadınlar tarihin derinliğinden çıkıp gelir, yol keserler karşımda...

60’lı yılların sonunda astsubay eşleri soluk bir albümün sayfalarında siyah beyaz fotoğraflarda el sallarlar Ankara Kızılay’da, İzmir Konak’ta...

Kurtuluş Savaşımızda mermi taşıyan kadınlar görürürüm Dumlupınar’da, Sakarya’da, İnönü’de...

Vietnam’da, Bosna’da, Irak’ta, Kırım da...

Daha dün gibidir, taptazedir belleğimde...

Yıl 1910...

Alman sosyalistlerinden Clara Zetkin adında bir kadın, Sosyalist Enternasyonal’de bir öneri getirdi:

“8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olsun!”

Yıl 1977...

BM 8 Mart’ı Dünya Kadın Hakları ve Barış Günü olarak onayladı...

Yüz yılı aşkın bir savaşımda, emekçi kadınlar seslerini duyurmak için çabaladı, durdu...

Bu savaşımda can verdi kadınlar, işsiz kaldılar...

Eşsiz, onurlu bir savaşın içinde gece boyu çarpışıyorlardı... Yaralanıyorlardı... Ölüyorlardı...

Yaşam onlar için kavgadır, mücadeledir, emeğin örgütlü gücüdür!

Güneş göremeden kavrulmuş bir toprak, karanlıklara asılı kalmış bir ay ışığı gibidir onlar...

Baskı ve esaret altında...

Evrenin erkeksi kompleksinin insan olabilenlerini yüreğinden vuran acılı tarihinin sayfalarında sıkışıp kalmışlardır...

Ortadoğu’da kadın hüzünlüdür, acılıdır...

Türkiye’de kadının durumu da çok farklı değildir...

Anadolu’da kadının sokakta olduğunu göremezsiniz.

Çocuk yaştaki kadınlar feodalizmin kıskacındadır...

Çocukluğunu yaşamadan evlendirilirler...

Adına “töre” denilen aile içi şiddete ve ayırımcılığa dayalı o vahşet, Anadolu muzun derinliklerinde yer etmiş kök salmış durumdadır...

Güneş göremeden kavrulmuş bir toprak, karanlıklara asılı kalmış bir ay ışığı gibidir onlar...

Baskı ve esaret altında...

Evrenin erkeksi kompleksinin insan olabilenlerini yüreğinden vuran acılı tarihinin sayfalarında sıkışıp kalmışlardır...

Bugün 8 mart...

Dünya Emekçi Kadınlar günü...

Acılı Tarihin Kadınlarının...

Işığı yüreklerinde barındıramadan karanlıklara esir olmuş tüm Kadınlarımıza selam olsun !...

HASAN UĞUR EPİRDEN

MUTLULUĞA ÇEYREK VARDI... (AŞKINIZI ERTELEMEYIN !...)

Kapıyı açtığında, karşısında gene o küçük çocuk vardı ve elindeki kırmızı güllerden oluşan demeti bilmem kaçıncı kez uzatırken hala ilk günkü gibi suskun bir tebessümle yetiniyordu...
Her zaman olduğu gibi 21 adet kırmızı gonca gülü aynı kristal vazonun içine özenle ve hayranlıkla yerleştirdi... 
Kimdi bu gülleri kendisine defalarca yollayan centilmen ?... Niçin ismini esirgeyip, saklıyordu ?..
………………………….
Güneş gökyüzündeki saltanatını dolunaya devrederken, ondan çok uzaklarda bir salaş balıkçı meyhanesinde, beyazların egemen olduğu saçları ve sakalları birbirine karışmış ihtiyar delikanlı bağrındaki kor sevdayı gene o tahta masaya yatırmış, içindeki ateşi sanki dudak rengi şarapla daha da körüklemekten acı bir zevk alıyordu... 
O na sorarsanız her şeye, tüm çökmüşlüğüne rağmen mutluydu... Çünkü O nu düşünmek, hayal etmek, düşlemek bile çaresizliklerin içinde olmasına karşın ona yetebiliyordu...
Orada, üzerindeki onca ismin ağırlığını taşıyan yaşlı ve yorgun masada kazınmış iki baş harfin yanı sıra ne hatıralar saklıydı... Son kadehini dikerken sanki ilk şişeyi açar gibi susamıştı !... O na, yüzüne, gözlerine, dudaklarına... Gözlerini gittikçe yükselen mehtaba çevirdi... Keşke dolunay bir ayna olsaydı da göz göze gelebilselerdi... O nun da o an mehtabı seyrettiğini sanki hissetmişti...
…………………………..
Gençliğinden ve güzelliğinden hiç bir şey kaybetmemişçesine yıllara meydan okumuş, acıların ve özlemlerin insafsızca bile olsun üstesinden gelebilmiş kadın dolunaya bakarken içindeki tarifsiz kıpırtılara ilk kez teslim oldu ve kendini ters akıntılara salıverdi... 
Yıllar öncesiydi... Boğaz sırtlarında soğuk bir kış gecesi, ıssızlığa, sessizliğe ebe olmuş bir yasak aşkın sımsıcak kareleri gözlerinin önünden akmaya başladı... Çiseleyen sulu karın ıslattığı çimenler üzerinde saatlerce sevişme sahneleri... Vücudunda aynı sıcaklığı kare kare hissetmekteydi... Kanında, canında taşıdığı o ölümsüz aşk virüsüne kendisini teslim etti...
…………………………..
Geceyi bu salaş balıkçı meyhanesinde, şarapsı sarhoşlukların en anlamlısıyla avuturken, balık kokularını anılarına meze yapıyordu dertli adam... Yaşlı akordeoncu masasında çalıp söylediği unutulmaz bir parçanın sözlerini onunla birlikte mırıldanmaya çalıştı...
"Her sevincin, her kederin, en ölümsüz sevgilerin... Her şeyin bir sonu varsa... Ayrılıkların da sonu var !..."
………………………..
Bu güllerin sahibi mutlaka O olmalıydı... Ancak O nun gibi bir romantik bu güzelliği düşünebilirdi... Sonra ikisinin de en sevdiği çiçek kırmızı gül değil miydi ?... Kanayan gönüllerinin renginde olsa da delicesine bir aşkı böylesine canlı anımsatan başka kim olabilirdi ki ?... 
Belki de şimdi oradaydı ?... Aşklarını perçinledikleri, sevdalarını haykırdıkları o çöpçatan meyhaneye bir çok gece gelip, şarap şişeleriyle avunduğunu duymuştu... 
Üstüne paltosunu aldı, kapıya yöneldi...
…………………………….
İhtiyar delikanlı tahta masaya bahşişi bırakırken, bir kez daha ve uzunca oyulmuş bir kalp içinde sanki hala güncelliğini koruyan iki harfe baktı... Buruk bir gülümsemeyle ayağa kalktı... Sendeleyerek kapıya yöneldi... Tüm ikazlara rağmen direksiyona geçti...
…………………………….
"Acaba O nu orada bulabilir miyim ?..." diye düşünüyordu güzel kadın... Makyajsız, tabii güzelliğinin bilincinde olmasına rağmen, dikiz aynasını kendisine çevirdi, saçlarını biraz daha düzeltti... Ruj sürmesine gerek yoktu... Çünkü en iyi ve pahalı rujları kıskandıracak kadar al dudakları vardı ve gelen güller, kondurduğu kaçamak masum öpücükler sayesinde sanki yeniden hayat bulmuşlardı...
Kalbi sanki dışarıda çarpıyordu... O nu görmeyeli yıllar olmuştu... Hasret iliklerine işlemiş, sevda damarlarında şahlanmıştı... Ama gözlerinin önündeki son fotoğraf karesi dün çekilmiş gibi diri ve renkliydi... 
O nun gibi gurur yapmasaydı, ufacık bir münakaşayı büyütüp, O nu kırmasaydı belki de onsuz boşa geçen yıllarında mutluluk bulutları üzerinden ayakları yere hiç basmayacaktı...
İleride trafiğin sıkıştığını fark etti... Gecenin bu saatinde bu sıkışıklık pek hayra alamet değildi... 
Ağır ağır ilerideki kalabalığa yaklaştı... Bir trafik kazasıydı bu !...
"Tanrım ne feci !..." diye mırıldandı... Bir arabanın ters yüz olmuş hurda halini gördü...
Plakayı tersten okumaya çalıştı...
Bir çığlık gecenin gürültü kirliliğini yırttı !...
Bu onun arabasıydı !...
…………………………………
Şimdi Zincirlikuyu Mezarlığı nda mermer bir mezarı süsleyen bir gül ağacı var... Kırmızı kırmızı açtığında bile boynu bükük, ölümsüz bir aşkın bekçiliğini yapmakta...
Ve bir kadın, her cuma günü o gül ağacını elleriyle sulamakta, gözyaşları ağıt olup yağmakta...
…………………………………
Evet kıymetli dostlar !... Bu bir hikaye... Ne kadarı gerçek, ne kadarı hayal, onu isterseniz bana bırakın...
Siz siz olun sevgilerinizi, aşklarınızı ve tutkularınızı sakın ertelemeye kalkmayın !...
Hele onlardan fazlaca uzaklaşmayın !...
Ne gerçekçi demiş Özdemir Asaf ?...
"Daha doymamışız yaşama...
Günlerimiz dün bir, bugün iki...
Sakın bir şey bırakma yarına...
Yarın yok ki !..." 

Hasan Uğur Epirden

24.10.2013 / Aktarım anında Bu Yazı 754 kez okundu

 

07.03.2014 / Aktarım anında Bu Yazı 1047 kez okundu

 
 
 
Etiketler: yazi
Yorumlar
Diğer Yazılar
YALAKALIK… / Hasan Uğur Epirden
BÜYÜTEÇ… / Hasan Uğur Epirden
GÜLNUR GÖRGÜN BU KEZ DAKTİLO GAZETESİ İLE BENİ ONURLANDIRDI…
KÖY ENSTİTÜLERİ KAPATILMAMALIYDI !…
SPORUN GENETİĞİ İLE OYNANDI...
2016 HÜSRAN YILIYDI…
HAYALLERDEN GERÇEKLERE KOŞAR ADIM…
OLDU DA BİTTİ MAŞALLAH…
4 YIL…
ŞAİRLER ERKEN ÖLÜYOR…
MUZ CUMHURİYETİ’NDE DAVRANIŞ BİLİMLERİ ÜZERİNE DENEY…
MUTLU BAŞKAN TEKRAR ADAYMIŞ ?…
VOLEYBOL FEDERASYONU HAKKINDA İLAVE GÖRÜŞLERİM…
GARİP BİR BALKAN KUPASI HİKAYESİ…
GENE TVF FALSOSU… Hasan Uğur Epirden
BİR YARGI İTİRAFI VE GERÇEKLER…
YALANDAN, DOLANDAN, KANDIRMAKTAN KİM ÖLMÜŞ ?
HIRVATİSTAN MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ...
SÖZÜN BİTTİĞİ YER…
ONURLU YASAL MÜCADELEM SÜRECEK !...
ISSIZ FEDERASYON… Hasan Uğur Epirden
KILAVUZUNUZ KARGA OLUNCA… / HASAN UĞUR EPİRDEN
BİR KERE DE MERTÇE CEVAP VERİN !…
OLİMPİZM RUHUNA KURŞUN SIKMAK…
GÖKYÜZÜNDE ZAYIF HALKA;PEGASUS HAVA YOLLARI...
GECELERİN ARDINDAN! GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE’M…
TÜRK YOBAZLIĞININ ŞANLI TARİHİ, MADIMAK…
İZMİR’DEKİ GECE KAÇAMAĞI ÜZERİNE…
BİR YORUM ÜZERİNE İLAVE AÇIKLAMAM… ŞU RAHATSIZLIK MESELESİ…
AFFEDİLİR GİBİ DEĞİL TVF !…
SPORCUYA VERİLEN DEĞER…
ÖZKAN MUTLUGİL VE YÖNETİMİ İSTİFA ETTİ !…
VAKIFBANK KİM VURDUYA GİTTİ…
AHLAK
İLLA Kİ SÖVMEK Mİ GEREK ?…
DEVLET ARANIYOR !…
VATANSEVERLİK VE POLİTİKA…
EPİRDEN’E YAKIŞIKSIZ KUMPAS
İNSAN OLMAK
AÇIKLAMA VE TEŞEKKÜR...
BAYRAĞIMIZA SAYGISIZLIK...AKLANDILAR MI YANİ ŞİMDİ?...TEPKİLER SÜRÜYOR...
TVF NEREYE KOŞUYOR?... HEDEF OKUNU ISKALAYINCA...
VERİN BANA GENÇLİĞİMİ, GERİ VERİN !...
DERSİMİZ : KIRLANGIÇ
“FORMAT” MI ATMALI, “DELETE” Mİ ETMELİ ?...
ZORUNLU AÇIKLAMA! HAZIMSIZLIK VE RAHATSIZLIK YARATAN (!) YAZIM
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN! VOLEYBOLCUMUZ YÜCEL ASLAN'I KAYBETTİK!
AYNALAR BAZEN YANILTIR! GRAND PRİX 2014 ARDINDAN...
EPİRDEN 2014'ÜN ARDINDAN...
VAZOMDA ÜÇ KARANFİL...
OLMADI BAŞKAN ?...
BURSA HATTI - ANKARA NOTLARIM...
DOPİNG Mİ YOKSA ?... AKLANMA ZAMANI...
KALİMERHABA... LÜTFETTİLER... ANLAYANA!
BAŞARISIZ OLMA BAŞARISI… T ve F
ŞİİRLERİM ZENGİNLİĞİM…
BURSA ÖZEL...
ISRAR + İNAT = BAŞARISIZLIK… VOLEYBOLUMUZDA!
DÜŞÜNDÜRÜCÜ KONULAR...
MUHTEŞEM VAKIFBANK!...
KADIN TANIMLAMASINA BÜYÜK TEPKİ!...
ANKARA NOTLARI...
TANGOLU YILLARIM… / KİLİMANJARO
ÇİRKİN TRİBÜN MANKENLERİ…
ÖNCÜ MAAŞ DEPREMLERİ…
YANLIŞLARLA DOĞRUYU BULMAK...
GEÇMİŞİ YAŞAMAK !...
BAYANLARDA SEZONUN 2. BÜYÜK SÜRPRİZİ…
SPOR POLİTİKASI ÇARPIKLIĞI...
PLAJDA KASIRGA…
ÖZDEMİR ASAF ANISINA…
DEFNE KIZ EFSANESİ
MEĞERSE YAŞAM BİR SAHNEYMİŞ ?…
BEYİN KIVRIMLARINDA YEŞİLÇAM…
BERKANT ANISINA…
DERSİMİZ PLAJ VOLEYBOLU
Dormen Tiyatrosu...
GERÇEK FAKİRLİK
"NASIL SEKS YAPMALIYIZ ?..."
HAYATIN İÇİNDEN GÜNDEME DAİR YAZILAR
GÜNDEM YAZILARI
SON ŞİİRİM... (İTHAF ETTİĞİM YER BELLİ...)
ELVİS HALA PARA BASIYOR
BİR VARMIŞ, BİR YOKMUŞ...
BUNLAR TURKIYE'DE OLUR
FİNANSBANK ÇILDIRTIYOR…
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
54
0
5
3
17
25
2
Beşiktaş
51
0
5
3
16
24
3
Fenerbahçe
51
0
6
3
16
25
4
Trabzonspor
48
0
5
6
14
25
5
Alanyaspor
42
0
7
6
12
25
6
Hatayspor
42
0
7
6
12
25
7
Gaziantep FK
39
0
6
9
10
25
8
Fatih Karagümrük
37
0
8
7
10
25
9
Antalyaspor
33
0
6
12
7
25
10
Göztepe
32
0
9
8
8
25
11
Sivasspor
31
0
7
10
7
24
12
Konyaspor
30
0
10
6
8
24
13
Yeni Malatyaspor
30
0
9
9
7
25
14
Kasımpaşa
29
0
12
5
8
25
15
Çaykur Rizespor
27
0
10
9
6
25
16
Kayserispor
25
0
12
7
6
25
17
BB Erzurumspor
25
0
12
7
6
25
18
Başakşehir FK
24
0
13
6
6
25
19
Denizlispor
21
0
14
6
5
25
20
MKE Ankaragücü
20
0
14
5
5
24
21
Gençlerbirliği
20
0
14
5
5
24
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı