|
||||||||
![]() |
'Onlar Yazar'sa Ben de Yazar'ım' | |||||||
Fatma Madi Babuşçu | ||||||||
fatma_madi61@hotmail.com | ||||||||
Hiç yapmadığım bir şeyi yapıyorum ve voleybol yazarlığımı ilan ederek yazıma başlıyorummm!
Alkışlar için teşekkürler ... Beni sizler var ettiniz ... Ya da bazılarınız tırlattırıp bu hale getirdiniz! Benim daha önceden de kendime 'yazar' demek için bin takla attığımı bilenler bilir, benim öyle voleybol yazarlığıyla uzaktan yakından ilgim yoktu. Kendi halimde Eczacıbașı Voleybol Fan Grup admini olarak Eczacıbașı'na yaranmaya çalışıp, o maç benim, bu maç benim, gidilen şehirlerdeki en lüks oteller de benim şeklinde yaşamanın planlanlarını yaparken birden kendimi 'o beni çok iyi bilenlere göre' voleybol yazarı olarak buldum. O da yetmedi, tuttum İdmanocağı'nın eteklerine yapıştım. Aç gözlü, egoistin dibiymișim yani! Kulüplerle kavga etmeyen, oyuncuları aşağılamayan, takım menajerleri hakkında adice yazılar yazmayan, sırf eleştirmek yerine öneri de sunmanın, farklı sorularla voleyboldan keyif almanın yollarını arayan, saf ötesi mi neyim? bilemediğim öyle biriyken, kendini yazılara konu olmaya başlamış gören ve başta biraz afallayan ama sonra madem öyle bende kuralına göre oynarım demeye başlayan biri olmanın dayanılmaz hafifliği içinde bir yazarım artık. Hadi benim gözüm aydın, bazılarınıza da geçmişler olsun ... Bu arada ekonomiden de hiç anlamadığım kesin ama! Ne demek istediğimi ekonomiden çok iyi anlayan șaklaban yazarcıklar anlamıştır. Değerli okurlarım! Sevgili arkadaşlarım! Lütfen sizler kendinizi yormayın! Ohh içimi de döküp bir güzel rahatladıktan sonra gelelim yazımızın aslında ikinci başlığı niteliğindeki 'Hırsızın hiç mi suçu yok?' bölümümüze ... Konuyu evirip çevirecek değilim. Konumuz tabii ki etinden, sütünden , bilumum işte nesi varsa ondan yararlanmak için uğraş verdiğim Eczacıbașı ve onun takım menajeri Nalan Ural! Yapcak bi şey yok Nalan abla! Biliyorsun ki, sensiz yazılarımız prim yapmıyor! Senin getirdiğin oyuncuların olmadığı fotolarımızın like istatistikleri malum. Sana sallamasak da birilerine yaranamıyoruz! Takım kötü olunca senden biliyor, iyi olunca avukatımız gelene kadar sessiz kalma hakkımızı kullanıyoruz. İnan seninle alakalı değil! Tamamen çıkarcıklarımız için bunu yapıyoruz. Eve ekmek götürmemiz lazım. Hanım arabayı yenileyecek. Çocuk giydiği markalarda level atlayınca malum olan bizim banka kartlarına oluyor. Sana sallamayıp da sponsorları mı kaçıralım?! Azıcık elini vicdanına koy! Lütfen amaaaa....! Duygu sömürüsü de tamam. Bu arada benim voleyboldan kuruş kazanmadığım çok belli olmuyor di mi? Oh! İyi ki kimse anlamadı bu işi cüzdan için değil de keyif için yaptığımı. Çok şükür! Yok ben 'bazıları cüzdan için yapıyor' demiyorum. Ama isteyen üzerine alınabilir. Benim için hiiiç önemi yok. Beni düşünüp üzerlerine alınmamazlık yapmasınlar! Haa konuya gelecektim di mi? Tamam, hemen geldim. Hatırlarsanız Eczacıbașı, Uralochka ile Rusya'da Şampiyonlar Ligi maçı oynamış, o gece İstanbul'a dönmüş. Tam saati bilmiyorum, sabaha karşı da olabilir. Sonuçta o karda kışta dönmüş ama. ( Hem de bir ilaç firmasının sponsor olduğu bir takım o saatlerde uçakla İstanbul'a gelebiliyor. Helal olsun. Ne diyim?) Hemen bir gün sonra da Trabzon'a deplasmana, yine yoğun kar yağışında ve yine uçakla gitmek için havalanmıș ama kar nedeniyle Ordu - Giresun havalimanına inmek zorunda kaldıkları rivayet edilmișse de durum az sonradan sosyal medyada paylaştıkları bir fotoğrafla ortaya çıkmıştı. Neydi o fotoğraf? Hemen hatırlıyoruz! Takım Giresun'da pide yiyordu. Hatırladınız değil mi? Kesin Nalan Ural pide için uçağı oraya indirtmiştir. Kar bahane pide şahane yani de, sevgili ve de çok değerli bazı voleybol yazarları bunu nasıl göremedi? Hayret! Gecenin o saati pide ye, sonra otobüsle Trabzon'a gelmek zorunda kal. Sabah da git maça çık. Ama aklından maçı erteletmek hiç geçmesin! Tamam Nalan Ural, senin aklından geçmiyor da herhangi bir voleybol yazarının da aklına nasıl olur da böyle bir şey gelmiyor? Birisi uyarsa, en azından fanlarınıza söylersiniz. Onlar da TVF ve İdmanocağı'na baskı yapardı. Ama yoookk. Senin tek derdin ısınmış bir salonda voleybol oynamak. Sor erkeklere 'kadınları anlamak zor' derler. Halbuki bilmiyorlar ki bu konuda benim Nalan Ural'ı anlamam kadar zor bir şey yok. Oysa bak Türkiye'nin en büyük spor kulüplerinden biri Galatasaray Slovenya'dan tarifeli uçak bulamadığı için otobüsle gelmek zorunda bırakıyor voleybol takımını. O oyunculara ve ekibe yazık değil mi? Futbola milyon dolarlar harcarken Avrupa'dan tur atlayarak dönen voleybol takımına uçak ayarlayamadıysa, onları otobüse mahkum ettiyse, sen de 13:00 olan maç saatini 16:00 olsun demişsen nerde kaldı senin fairplay ruhun, Nalan ablalığın? Gördün mü bak koskoca Galatasaray kulübünün voleybol takımını otobüsle getirmesi de senin suçun! Elini vicdanına koy ve düşün! Bu yorgun Galatasaray Cumartesi günü teeee Ayazağa'ya sana deplasmana gelecek. Ama sen, Salı günü İstanbul'da Şampiyonlar Ligi maçı oynayacaksın! Yakışıyor mu sana? Ama koskoca Galatasaray Kulübü'ne takımı otobüsle getirmek yakışıyor, yakıștırılıyor. Biz Galatasaray Spor Kulübü'nün koskoca olup olmadığını bir düşünelim ? Desem de inanma. Ne düşünüp yoracaz kendimizi, sana ve Eczacıbaşı Kulübü'ne ve de TVF'ye sallamak varken. Vee yine geldik bol Nalan Ural'lı bir Adana aman yazının daha sonuna ... Bu yazıdan sonra birçoklarına yeni yazılar için fikir ve ekmek çıkacağndan emin, ne kadar bahtiyar olduğumu tarif edemem.
Kısacası... İyi günde... Kötü günde... Yazacak konu, sallayacak insan bulamadığımız her anda... Her derde deva... Voleybol yazarları için tek çare Nalan Ural.
Laf aramızda seviyorum la ben bu hatunu... |
||||||||
Etiketler: yazi |
|