Yazı Detayı
26 Aralık 2017 - Salı 11:17 Bu yazı 1589 kez okundu
 
O TRİBÜNLERİ ARIYORUM
MEHMET'TEN VOLLEYLER
nilmenmehmet55@gmail.com
 
 

Türkiye Deplasmanlı voleybol ligi 1971 yılında ile başladı. İETT takımının şampiyon olduğu, ancak 1971-1972 sezonu sonunda  Tokat , Bolu ve PTT takımlarının mahalli lige düştüğü yılda hem oynanan maçların, hem de spor salonlarımızın ayrı bir atmosferi ve voleybol sporumuza gösterilen yoğun ilgi vardı. Son zamanlarda bazı ilçe takımlarımızın salonlarında iddialı rakip takımlara karşı oynadıkları maçlarda da tekrarlanan görüntülerin geçmiş yıllarda yaşananlardan farkı pek olmasa da onlar ile yarışabilir durumda oldukları iddia edilemez. Bu duruma gelinmesinde bazı faktörlerin ön plana çıktığını görmemiz  ve fark etmemiz sanıldığı kadar zor değil . Öncelikle şehirlerimizde çocuklarımızın spor yapabilecekleri alanlar değişik amaçlar ile farklı yapılaşmalara dönüştürüldü. Küçükken çok iyi anımsıyorum, oturduğumuz mahallede futbol ve voleybol oynayabileceğimiz o kadar boş alan vardı ki,  hangisini kullanalım diye aramızda anlaşamadığımız günleri dahi yaşadık. İlkokul çağımızda ise voleybol ile bayağı yoğun ilişkimiz oldu,  sınıflarda  oluşturulan takımlar beden eğitimi derslerinde muhakkak kendi aralarında maç yaparlardı, hatta ve hatta öğle tatillerinde sınıflar arası voleybol maçları oynanıyordu ve bu maçlar hem öğrenciler, hem de öğretmenler tarafından ilgi ile izleniyordu. Okul takımlarının maçları ise bambaşka heyecan ve keyifli anları yaşamamızı ve bir noktada da enerjimizi desteğe dönüştürdüğümüz güzel zaman geçirmemizi sağlıyordu. Küçüklüğünde ve gençlik dönemlerinde voleybol sevgisini  gerek oyuncu olarak, gerekse de seyirci olarak benliğinde taşıyan bir insanın bu sevdayı terk etmesi sanıldığı ve beklenildiği kadar öyle kolay olmaz, onu bir yaşam tarzı olarak görür ve kabullenir. Ben birçok dostumu, sayısını anımsayamadığım arkadaşımı spor alanlarında tanıdım, özellikle de voleybol salonlarında tanıdım. Gençlik yıllarında tatil günleri en güzel değerlendirilecek olan yerler mevsim itibarıyla yani sonbahar ve kış aylarında tabi ki  spor salonları oluyordu. Bu düşüncede olan ve gerek voleybola , gerekse de basketbola seyirciler  o kadar çok yoğun ilgi gösteriliyorlardı  ki maç saatlerinden çok önce salona girmek ve yer bulmak zorunda kalıyordunuz. Zaten oynanan maçların tadı da  keyfide seyirci ile çıkıyordu, verdikleri destek ile  oyuna heyecanı da getiren , oyuncuları motive eden ve alınan her sayıyı önce sahiplenen hep seyirciler oluyordu ; bu atmosferleri yaşamış olan yakınlarınızın anlatacaklarını dinlerseniz  eminim siz de o devirlere özlem duyarsınız, o maçları birebir yaşayamadığınıza üzülürsünüz. İsterseniz gelin ben size mahalli ligden yenen takımın deplasmanlı lige çıkacağı bir maçtan anımsadıklarımı anlatmaya çalışayım.

Rahmetli Erdal  Önder ( Tavuk Erdal ) yıllarca voleybol sporumuza hem oyuncu hem de antrenör  olarak değişik takımlarda oynayan  , geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan , ismi Bergama Belediyesi Spor Salonuna verilerek ölümsüzleştirilen, defalarca milli  takımımızda başarılı görevler yapmış bir sporcumuz, değerli bir voleybolcumuzdu.

Her iki takım da maçı kazanmak için var güçlerini alana yansıtmaya çalışıyorlar, seyircilerin desteği görülmeye değer, sahada birebir savaş yaşanıyor. Bilinen bir gerçek var , o da oyundan kopmayan, konsantrasyonunu kaybetmeyen ve en önemlisi de sinirlerine hakim olan takımın maçı kazanacağının bilinmesiydi.

Takımını oynatma, hücum adamlarını yerinde ve zamanında kullanma, aksiyonlarını düzenleme ve değişik varyasyonları uygulama görevinin pasörlerce yerine getirildiği bilinir.  Erdalın bu görevler için biçilmiş kaftan olduğu da bir gerçek, o yüzden rakip takım seyircileri sürekli olarak Erdalın üzerine oynuyorlar, onu oyundan düşürmek için çok ilginç bir yol bulmuşlar. Bir taraftar elinde canlı bir tavuk, boynuna kolye gibi  ERDAL yazan bir tabela asmış, her pozisyonda  ‘’ Erdal bak sensin, Erdal bak sensin ‘’  diye maç boyu hiç susmadan Erdalı demoralize etmeyi başardı . Rakip seyircilerin de anımsanmayacak katkıları ve destekleriyle ve haliyle oyundan düşen pasör yüzünden takım yenildi ve rakibi deplasmanlı lige çıktı ama bence maçta galip taraf tribünlerdi, o koltukları hınca hınç dolduran ve oyunun her anında en az parkedeki oyuncular kadar mücadele etmek arzusunda ve niyetinde olan seyircilerdi.

Kim ne derse desin, seyir sporlarının tadı seyirci ile  bir başka güzel , farklı oluyor. Ama boş tribünler önünde ne oynayan oyuncu, ne maçı yöneten hakemler, nede bir avuç seyirci mutlu oluyor, oyundan keyif alıyor. İşte ben yaşadıklarımı anımsayınca geçmiş dönemlerdeki maçları ve tribünleri özlüyorum , ister istemez onları arıyorum, hafızalardaki eski bir şarkı gibi : ‘’ Yine dünya eski hamam, eski tas ‘’ olsun istiyorum, voleybol salonlarımız.

Yeni yılınız kutlu olsun, güzel, sağlıklı ve mutlu geçsin 2018.

 
 
 
Etiketler: yazi
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
57
0
5
3
18
26
2
Galatasaray
57
0
5
3
18
26
3
Fenerbahçe
54
0
6
3
17
26
4
Trabzonspor
48
0
6
6
14
26
5
Hatayspor
45
0
7
6
13
26
6
Gaziantep FK
43
0
6
10
11
27
7
Alanyaspor
42
0
8
6
12
26
8
Fatih Karagümrük
40
0
8
7
11
26
9
Göztepe
35
0
9
8
9
26
10
Antalyaspor
34
0
6
13
7
26
11
Sivasspor
32
0
7
11
7
25
12
Konyaspor
31
0
10
7
8
25
13
Yeni Malatyaspor
31
0
10
10
7
27
14
Kasımpaşa
29
0
13
5
8
26
15
Çaykur Rizespor
28
0
10
10
6
26
16
Kayserispor
25
0
12
7
6
25
17
Başakşehir FK
25
0
13
7
6
26
18
BB Erzurumspor
25
0
13
7
6
26
19
Denizlispor
21
0
15
6
5
26
20
Gençlerbirliği
21
0
15
6
5
26
21
MKE Ankaragücü
20
0
15
5
5
25
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Haber Yazılımı